Skip to main content

Uzun bir tartışma her iki tarafında haksız olduğunun delilidir. Voltaire

Ögeler etikete göre görüntüleniyor: Heykel Tıraş

Heykel Sergileri ve Sanat Günleri

Thumbnail image

 

Ressam, desen yoluyla tabiatı inceler, desen yoluyla onu yorumlar. Bu incelemede, yorumlamada kullanılan tek araç, çizgidir. Eşyanın sınırlarını gösteren, oturtan ve tespit eden bu çıplak çizgi; tek başına, başka biçim güzelliğini, kıvraklığını, hareketini, çeşitli anlamları içinde canlandırmaya yeter.

 

 

Sanat tarihine baktığımız zaman, eski Mısırlıların, Yunanlıların, Çinlilerin, Gotiklerin ve Doğu sanatçılarının bu tek çizgiyle ne kadar şaşılacak çeşitte düzenlemeler bulduklarını, ne kadar sanat harikaları meydana getirdiklerini görürüz”

 

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Heykel Ustalardan Örnekleri

Heykel Derslerinde Neler Yapılmakta

Thumbnail image

 

 

Alman ruhunun ve Alman gücünün birer «timsali»dir. Bu anlamda, Nazi sanatına, tarihte bir eşi gerçekten görülmemiş biçimde, «tümel sanat», «toplumsal mitos» sanatı, «kült sanatı», yani «siyasal Nazi dini sanatı» ya da «tipik çoğunluk sanatı» diyebiliriz.

 

Gerçekten de Hitter'in bütün amacı, gerek geleceği çağları kendinde içerecek, gerek geleceği kendinden başlatacak biçimde, «tarih üstü» bir çığır yaratmak olmuştur sanatta. Bu tarih üstü «Nazi çığırı» sanatı, tüm toplumda vazedilecek, tüm kültürle örtüşecek bir sanattı.

 

Bu nedenle, Hitler, sanatı, yalnız tikel sanatlar olarak değil, ama tüm bir toplumsal kültür biçimi olarak görmüş; evlerden açık alanlara, çevre Yolları’ndan fabrikalara, kentlerden kırsal alanlara kadar tüm toplumsal coğrafyayı «Nazi estetiği»nce dönüşüme uğratmaya, yeniden biçimlendirmeye çalışmıştır.

 

Tüm sokak, cadde ve kentler, tüm kamu yapıları, karayolları, köprüler, vs. «Nazi otoritesi egemenliğinin gücünü gösterecek biçimde düzenlenmiştir. Onun için, Nazi sanatı ve estetiği dendiğinde, bundan, öncelikle tüm bir toplumsal coğrafyanın çevre düzenini anlamak gerekir.

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Heykel Ustalardan Örnekleri

Heykel Sanatı Atölyeleri Çizim Kursları

Thumbnail image

Eğer bu sanatsal-estetik ideal, toplumun gereksinmesiyle uygunluk içindeyse, toplumsal gelişmenin gereksinimlerine karşılık veriyorsa, sanatta yenilik olarak kendini gerçekleştirir. Ne var ki, toplumsal gelişme içinde, eski sanat sal estetik idealler ve kültürel değerler ile yeni estetik amaçlar, değerler ve idealler arasında bir çatışma vardır ve bu çatışma toplumlarda sanatsal gelişmenin itici gücünü oluşturur.

 

Bu nedenle, gelişme içinde yer alan her gerçek yenilik, eski'nin yaratıcı bir şekilde dönüşüme uğramasını; eski ise, kurulu değerlerin değişmeden sürmesini ister.

 

Böylelikle, bir yanda gelenekçi, gerici ve tutucu, öbür yanda yenilikçi, ilerici ve özgürlükçü görüş ve güçler arasında bir çatışma yer alır. Sanatta yenilikçi, ilerici düşünce ve değerlerin eski karşısında etkisini genişleterek egemenlik kazanması sonucu sanatsal gelişmede bir ilerleme görülür ki, bu ilerleme, yukarda da açıklandığı gibi, üretim tarzına bağlı olarak toplumun gelişmesiyle, değil uygunluk, hatta tam bir çelişki içinde olabilir. (Örneğin, gerek 18. yüzyıl Almancası; gerekse «toplumsal bilinçlenmenin, toplumsal gelişmeyi aştığı» 1960-1970'ler Türkiyeci, sanatsal gelişme ile toplumsal gelişmenin böylesine çelişki içinde olduğu dönemlerdir).

 

Bu nedenle, geri ya da çarpık üretim tarzına dayalı toplumlarda ileri, gerçekten yeni sanatsal-estetik ideallere amaçlara ve onun anlatımı olan sanatsal yaratımlara rastlanabilmesi, sanatsal gelişme ile toplumsal gelişme arasındaki göreceli bağıntının doğal bir sonucudur.

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail imageThumbnail imageThumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Heykel Ustalardan Örnekleri

Kültür Sanat Sergileri Eğlenceleri

Thumbnail image

Bütün bu yukarda sözünü ettiğimiz özellikler, geleneksel sanatlarımızda estetiksel ilkeler olarak görülmekle birlikte bunun bir İslâm dünya görüşü belirleyiciliğinde var olduğunu söylemek oldukça zordur.

 

Öncelikle de, yukarda da değindiğimiz gibi, söz gelişi, minyatür gibi bir sanatın İslâm'dan önce de varoluşu bize dünyanın İslâmi algılanışı ile sanatsal algılanışının birbiriyle özdeş olmadığını gösterir en azından.

 

Bu özellikler, hiç kuşkusuz, İslâm sanatı özellikleri ile çakışabilir, iç içe geçebilir, ama bütünlükle onun bir sonucu değildir. Nitekim perspektifsiz, iki boyutlu, göstermeci, tasvirsel sanata yalnız bizim geleneksel sanatımızda, ya da «İslâm estetiğinde rastlanmaz.

 

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Heykel Sergilerden

Kültürel Sanat Olayları

Thumbnail image

Batının Hıristiyan Ortaçağ resim sanatı da iki boyutludur; yani Batı estetiğini karşısına alan İslâmi geleneksel sanatın bir özelliği değildir başlı başına. Bu nedenle bu estetiksel olguları ideoloji'den, din'den yola çıkarak değil, böyle bir ideoloji'ye yol açan toplumsal yapıdan yola çıkarak açıklamak gerekir.

 

Böyle aldığımızda, Orta Asya Türk ya da Moğol minyatürü ile Osmanlı minyatürü ve Ortaçağ Batı minyatürü arasındaki temel özelliğin, tüm bu sanatların ortaya çıkmasına yol açan toplumsal-ekonomik yapının kapitalizm-öncesel toplumsal oluşumlar olduğu gerçeği ortaya çıkar.

 

Bu nedenle, perspektifin ortaya çıkmasına yol açan toplumsal-teknik dönüşümlerin olmadığı toplumlarda dünyanın iki-boyutlu biçimlerde sanatsal olarak özümlenmesinden daha doğal bir şey olamaz (Mezopotamya sanatı, Mısır sanatı, Aytek sanatı da yüzeydedir örneğin). Rönesans sanatı bile iki boyutlu üç boyutlu olma çatışmasından tam olarak kurtulamamıştır.

 

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Heykel Sergilerden

Özel Sergi Salonları

Thumbnail image

Gerçekten de, yalnız felsefi bilgi alanlarının değil, ama öbür bilimsel bilgi alanlarının da ortaya çıkışı, genelinde estetiği, sanatla bağıntılı olarak bu bilimsel alanlara doğru çekmiştir.

Böylece, estetik, model kuramı yoluyla sanatın modellendirme özelliğine, göstergebilim yoluyla sanatın gösterge özelliğine, iletişim kuramı yoluyla sanatın iletişimsel özelliğine, bildirişim kuramı yoluyla sanatın bildirim özelliğine, sistem kuramı yoluyla sanatın sistemsel özelliğine, öte yandan, ruhbilim ya da sanat psikolojisi yoluyla sanatçılığın özelliklerine, alılmama kuramı yoluyla sanatın alımlaşması özelliklerine, toplumbilim ya da sanat sosyolojisi yoluyla sanatın gelişme özelliklerine, dilbilim yoluyla sanatın sözel özelliklerine, madde bilgisi yoluyla sanatın maddesel özelliklerine, sibernetik yoluyla sanatın kod özelliklerine, sanat bilimi yoluyla da tüm tikel sanatların özelliklerine inebilmektedir.

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Heykel Sergilerden

Süper Resim Sergileri

Thumbnail image

Yalnız burada önemle üstünde durulması gereken yönler vardır. Bunlardan birincisi, günümüzde estetiğin yalnızca sanatla bağımlı olmaması, sanat dışı estetiksel olgu ve etkinlikleri de içermesi dolayısıyla, kendi özgünlüğünü ve bütünlüğü koruyabilmesi açısından, estetiğin ancak sanattan çıkarsayacak estetiksel olgu ve genellendirmeleri kendi alanına katabileceğidir.

 

Dolayısıyla, bu bilgi alanları ile bilim dallarının sanata ilişkin araştırmalardan yapılacak genellendirmelerin sanat dışı alanlara da uygulanabilmesi sorunu ortaya çıkar. Buysa, estetiğin bu bilim dallarına indirgenmesinden, estetiğin bu bilimlerin içinde eritilmesinden başka bir sonuç getirmez.

 

Nitekim günümüz burjuva estetiğinde bu tür girişimlere çokça rastlanılmakta, söz gelişi, sibernetik ve bildirişim kuramı yöntemlerinin estetiğe uygulanabilmesinin yolları araştırılmaktadır.

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Heykel Sergilerden

Sanat Kültür Falaliyetleri

Thumbnail image

Hiç kuşkusuz, doğa bilimlerinin yeni-pozitivist anlayışla ele alınışına dayanmaktadır bu tür girişimler. Bu nedenle, estetik ile öbür bilimler, ya da estetik biliminin yöntemi ile öbür bilimsel yöntemler, ne karşı karşıya getirilebilir, ne de birbirinin yerini alabilir.

 

Nitekim günümüzde maddeci estetik de olaya bu ayrımlaşma ve bağlılaşma doğrultusunda bakmaktadır. Burada şunu da eklemek gerekir, estetik bilimi, bütün bu bilimlerde sanatla bağıntılı olarak ortaya konmuş genellendirmelerin, çok doğallıkla, bir bireşimini de oluşturmaz; özgünlüğünü ve bağdaşıklığını koruyabilmek için ancak özümleyerek yararlanabilir bunlardan.

 

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Heykel Sergilerden

Üniversitesi Sanat Günleri

Thumbnail image

Nitekim Ortaçağ Batı sanatı da, tıpkı Osmanlı minyatüründe görüldüğü gibi, bireysel olanın canlandırmışını minimumda tutmak zorunda kalmış; kutsal yazıların metinlerinin resimlenmesi, tıpkı Osmanlı'da olduğu gibi, süslemecilik ile hikâye-edicilik arasındaki çelişkiyi yaşamıştır; bir yanda dinsellik doğrultusunda ideal-manevi olana erişme çabası içinde simgesel bir «süslemecilik», öte yanda, dünyevilik doğrultusunda somut-maddi nesnel olanı verme çabası içinde «gerçekçi» bir «hikâye-edicilik»; budur bizdeki geleneksel sanatı ortak kılan temel estetiksel olgu.

 

Nitekim yukarda da değindiğimiz gibi, hat. ya da nakış (süsleme) olma yönü ağır bastıkça sanat dinsel simgeselliğe yönelmiş (yani, dinsel mimari içinde, «şematik yapı karakterinde dinsel nesneleşme haline dönüşmüş); ama öte yandan, dinsellik gereği süslemeden, oyundan kurtuldukça, yani, nesnel öğe olarak hikâye-edicilik ortaya çıktıkça İslâm ilkelerinden uzaklaşan, dünyevi bir sanata yönelmiştir.

 

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Heykel Sergilerden

Güzel Eğlenceli Dershaneler

Thumbnail image

Dolayısıyla burada Batı'nın da kendi sanatsal kültürü içinde bağdaşık bir estetiksel bütünlük oluşturmadığı; bu yüzden, sanatta Batılılaşma dendiğinde, bundan ne anlaşıldığının tam olarak açık seçik belirlenmesi gerekmektedir. Geleneksel sanatsal yöntemlerden uzaklaşma deniyorsa, bunun böyle olmadığına, daha doğrusu, bu tür bir sanatsal yönteme Batı'da da rastlandığına yukarda değinmiştik.

 

Yok, eğer bundan İslâm, yani, dinsel sanat görüşünden kopmak anlaşılıyorsa, Batı'da dinsel dünya görüşünün her zaman sanat üstünde büyük etkiler yapmış olduğuna yine yukarda değinmiş bulunuyoruz.

 

Eğer Batılılaşma denince karşı çıkılan, Batı'nın çöküşme (dekadana) sanatı, ya da «modernizem» ise, modernizemin günümüzde tam bir «soyut sanat», «tasarımsal sanat», «kavramsal sanat» olduğunu, yani, İslamcı sanatın kavramsallık, tasarımsallık ve soyutçuluk gibi biçimsel estetiksel ilkeleriyle uygunluk içinde olduğunu görürüz.

 

Amaç, salt biçimsel benzerliklerin tarihsel olarak sürdürülmesi ise, yine yukarda da değindiğimiz gibi, tarihsel-teknik gelişmeler en azından buna izin vermemektedir, yani, işlevselliğin yitmesiyle estetiksel ilkelerin yitmesi sorunuyla karşı karşıyayızdır. Sanatın gerek içerik, gerek biçim açısından değişmeden kalabileceğini sanmanın tam bir ideoloji olacağını, tarihsel gelişmeyle kesinlikle bağdaşmadığını söylemiştik.

 

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Heykel Sergilerden
Sayfa 1 / 8