Skip to main content

İstediğiniz kadar yüksek sırıklar üzerine çıkın. Her koşulda kendi bacaklarınızla yürüyeceksiniz. Montaigne

Ögeler etikete göre görüntüleniyor: Heykeller

Heykel Ve Seramik Atölyelerinde Öğrenciler Çalışmaları

Thumbnail image

Toplumlarda maddi üretimin gelişmesiyle manevi üretimin gelişmesi arasındaki bağıntı öylesine karmaşıktır ki, bilindiği gibi, «sanatın bazı en parlak dönemlerinin, ne toplumun genel gelişmesiyle, ne de toplumun adeta iskeletini oluşturan maddi temeli arasında bir uygunluk görülür.» Ne var ki böyle bir olgu, belli dönemlerin sanatsal yaratımları ile o dönemlerin maddi üretimi arasındaki bağıntının varlığını ortadan kaldırmaz.

 

Nitekim örneğin, «kapitalist üretim tarzı, Ortaçağ'daki üretim tarzından başka bir manevi üretim şekline karşılık verir.» Bir başka deyişle, kapitalist üretim tarzı içindeki toplumlarda sanat, bir önceki üretim tarzı içindeki toplumlardan farklı, daha yeni ve daha ileri sanatsal biçimlere yol açar. Görüldüğü gibi, sonunda, sanatsal yenilik ile toplumsal yenilik arasında bir bağıntı ortaya çıkmaktadır.

 

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Heykel Eğlenceler ve Kutlamalar

Seramik Atölyesi

Thumbnail image

Farklı maddi üretim tarzlarının farklı manevi üretim şekillerine yol açmasının asıl bir nedeni de, her tarihsel dönemin kendine özgü estetik idealleri oluşudur. Bu idealler kendi tikel özelliğiyle uygunluk gösteren, başka koşullar altında yinelenmesi olanaksız sanat yapıtlarının ortaya çıkmasına neden olur. Sunun içindir ki, her sanatsal yeniliğin ardında gerçekleştirilmiş, somuta dönüştürülmüş yeni bir estetik ideal yatar. Bu estetik ideal, toplumsal bir bilinç biçimi olarak sanatın ideolojik yönünü oluşturur.

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Heykel Eğlenceler ve Kutlamalar

Kurslar ve Eğlenceleri

Thumbnail image

Tarih boyunca bütün büyük sanatçılar, yalnız kendi sanatsal yaratımlarıyla değil, ama aynı zamanda, sanat üstüne kendi düşünceleriyle de, sanat kuramına ve estetiğine özlü katkılarda bulunmuşlardır. Söz gelişi, Diderot, Lessing, Schiller, Goethe, Tolstoy, Gorki gibi yazarlar yalnız yapıtlarıyla değil, ama sanat üstüne düşünceleriyle de sanat kuramı ve estetik bilimi içinde yer alırlar.

 

Bu tür sanatçılar, kendi tarihsel gelişimi içinde sanatın yepyeni yaşadıklarını bulmaları sonucu, yapıtlarını bu yasallıkların birer anlatımı olarak ortaya koyarken, getirdikleri yeni sanat anlayışını da kuramsal olarak temellendirmeye çalışmışlar; böylece, hem yaratımsal, hem de kuramsal alanda birer estetikçi olma niteliğini kazanmışlardır. İşte, Nazım Hikmet, aynı zamanda, böylesine bir sanatçıdır.

 

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Heykel Eğlenceler ve Kutlamalar

Açılan Heykel Sergileri

Thumbnail image

Ne var ki, kitabın bir başka çok önemli özelliği olarak, bu bütünsellik, kapalı bir estetik yaratmaya çalışan bazı maddeci düşünürlerden, örneğin Lukacs'tan farklı olarak, «dinamik» bir bütünsellik; çünkü temelinde pratikle ilişkisi içinde ele alınmakta.

 

Bir başka deyişle, sistemsel var olma ve gelişmenin dinamiklerinin ortaya konması sonucu, kitap-soyut-düşünsel, kurgusal bir yapıt olmaktan çıkarak, pratik içindeki yerine bağlanıyor, yani, bu dinamiği oluşturan «değer» ve «değerlendirme» ilişkileri burada temel ölçüt oluyor.

 

Buysa, estetik ve sanatın farklı değer ve değerlendirmelerin, tarih boyunca, yani, farklı toplumsal dünya görüşlerinin ortaya çıkması ve birbiriyle mücadelesi içinde görülmesine yol açıyor.

 

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Heykel Eğlenceler ve Kutlamalar

Sanat ve Eğitimleri

Thumbnail image

Her şeyden önce, estetik ve sanat alanında, sizin de belirttiğiniz gibi, günümüze yakışmayan verimsiz tartışma ya da yaklaşımların sona ereceği beklentisi. İkinci, artık böyle bir kitap göz önüne alınmaksızın, bu konuda çalışmalara girişmenin istenen verimliliğe ulaşamayacağı. Öte yandan, bu yöndeki kuramsal çalışmaların artması beklentisi. Birincisi çeviri alanında; ikincisi, özgün yaratma alanında.

 

Hiç kuşkusuz, bizler için, bu ikincisi en önemlisi. Bu da hiç kolay değil. Çünkü «Estetik ve Sanat» kitabında da açıkça görüldüğü gibi, bu alandaki çalış¬ma öbür birçok alanları da içeriyor; yani, bütün öbür düşünce, toplum ve doğa bilimi alanlarında da bu anlayış ve yaklaşımda temel çalışmalar ortaya çıkmadıkça, sanat kuramcısı ya da estetikçi çok yalnız kalacaktır.

 

Bu açıdan beklentimizse, gerek sanat alanlarının kendi içlerinde, gerek sanatla ilintili bütün alanların kendi içlerinde bilimsel özgün yapıtların ortaya çıkması. Bu da bilimde olsun, sanatta olsun, düşünsel birliğin kurulmasına ve gelişmesine bağlı.

 

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail imageThumbnail imageThumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Heykel Eğlenceler ve Kutlamalar

Heykel Resim Dersleri

Thumbnail image

Bu arada belirtelim ki, gerçekçilik dünya sanat ve edebiyat tarihinde gerçekçi-olmayan yönelimler karşısında kullanılan genelinde bir terimdir; tarihsel yöneliminin kendisini bizlere anlatır.

 

Ama tarihsel gelişmesi içinde, çeşitli evrelerden geçmiştir ve birbirinden nitelikçe farklılıklar taşıyan bu uğraklar dolayısıyla farklı tanımlar kazanmıştır. Tarihsel bir olgu olarak ilk kez ortaya çıktığı dönemin yönelimini ve özelliklerini belirtmek İçin, gerçekçilik, «ilk gerçekçilik» ya da «Rönesans gerçekçiliği»

 

olarak anılır, genelinde burjuva toplumunun olumlanışı sürecini içine alır ve ona bağlı sanatsal özellikler ve eğilimler gösterir. Burjuva toplumunun gerçekçi yöntemle ama burjuvaca eleştirilisi ise eleştirel gerçeklik olarak bilinir.

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Yayınlandığı Kategori Heykel Kursumuzda Videolar

Resim Heykel Grafik Sanat Atölyesi

Thumbnail image

Alman faşizmi olarak Nazizmcin bugüne değin genellikle tarihsel, siyasal, toplumsal ve ekonomik yönleri üzerinde durulmuş, sanatsal - ideolojik ve sanatsal - estetik yönleri çok az ele alınıp işlenmiştir. Daha 1930'larda, Herbert Marcuse Nazi ideolojisinin genel özellikleri üstüne W. Reich da faşizmin kitle psikolojisi üstüne çalışmalar yapmış olmakla birlikte, «Üçüncü İmparatorluk» sanatı ve edebiyatı ile ilgili çalışmalar ancak 1960'lardan sonra ortaya çıkmaya başlamıştır.

 

Belki de bu gecikme yüzünden, Nazi sanatı ve estetiğine ilişkin bir boşluk doğmuş, «Nazi sanatı ve estetiği yoktur, Nazizm sanata ve kültüre düşmandır» diye çok genel, yaygın bir kanı oluşmuştur. «Hitler bilime, yargıya, kültür ve sanata düşmandı», ya da «Politika girdabı Hitler'i sonra ne korkunç bir sanat ve kültür düşmanı yaptı hep gördük» gibisine sözler bu genel, yaygın kanının somut örneklerindendir.

 

Oysa çok yanlıştır bu kanı! Önce düzeltmek gerekirse, hiç kuşkusuz, yukarıdaki sözlerin altında yatan gerçek anlam şudur: «Hitler, bilime, kültür ve sanata değil, ama insancıl sanata demokratik sanata ve toplumcu sanata düşmandı.

 


Thumbnail image

Yayınlandığı Kategori Heykel Kurs Ortamı Fotoğrafları

Resim Heykel Grafik Sanat Atölyesi Çizim Dershenesi

Thumbnail image

Nitekim Nazi sanatının kendisine baktığımızda birçok burjuva sanat eğilimin, hiç kuşkusuz, çarpıtılmış ve Nazi estetiğine uydurulmuş biçimde burada yer aldığını görürüz; mimaride yeni-klasikçilik, heykelde Maillol çizgisi, resimde natüralizm, tiyatro ve edebiyatta dışavurumculuk, genelinde klasikçilik, hatta ortaçağ sanatı, «Nazi estetiği» içinde harmanlanarak özel bir bileşim içine sokulmuştur.

 

Bütün bunlarla birlikte, Nazilik, öbür sanat eğilimleri ve akımları ile olduğu kadar, öbür burjuva düşünce ve ideolojileriyle de hiçbir yakın bağ kurmak istemez. Demokratik ve toplumcu sanat düşüncesi ve yaratımları nazizme ne denli düşmanca ise, liberal-burjuva sanat düşüncesi ve yaratımları da o denli düşmancadır.

 

Dolayısıyla, Nazi sanat anlayışı, karşı-gerçekçi, karşı-tarihselci ve akıldışı temel özelliği doğrultusunda, tarihten tam bir kopma içine girişerek, nerden olursa olsun, kendinden önceki tüm «akılcı», «tarihsele!», «özgürlükçü» eğilimleri dıştalayarak, tüm eylemini, ya da geleneksellik gerekçesini «Almanlık»ta kurar. İdeolojiden, toplumsallıktan tümüyle soyutlanmış ırkçı «Almanlık» Nazi sanat anlayışının belkemiğini oluşturur; başka bir deyişle, Nazi sanatının tarihle bağıntısı, «tarih-dışı» ya da «tarih-üstü» olanla bağıntısıdır.

 


Thumbnail image

Yayınlandığı Kategori Heykel Kurs Ortamı Fotoğrafları

Heykelcilik Dersleri

Thumbnail image

Öte yandan, gerçekçilik sınıfsal olduğu kadar ulusal özellikler de taşır, ama sırf ondan ötürü de değişik tanımlama ara girmez; örneğin, Atilla ilhan'ın «ulusal bir bileşim» diye nitelediği «toplumsal gerçekçilik»e bakarsak, o zaman kendi öne sürdüğü şekilde, Pîekhanov'un estetik tezleriyle her ulusun kendi sanatsal deneyim özelliklerinin bileşimi sonunda, dünyada ne kadar ulus varsa hepsinin karşılığı olmak üzere o kadar çeşitli gerçekçilikler olacaktır.

 

Aslında, söz gelişi, Dostoyevski için söylenen «psikolojik gerçekçilik» ya da Çekhov için söylenen «şiirsel gerçekçilik» ya da Atilla İlhan'ın kendi adlandırdığı «toplumsal gerçekçilik», eleştirel gerçekçilik kapsamı içinde olup, sonunda burjuva gerçekçiliği tanımı içine girerler.

 

Şu da var ki, tarih boyunca, bütün sanat ve edebiyat akımları ya da yönelimlerinin birbiriyle karşılıklı etkileşmesi ve alışverişi olmuştur; söz gelişi, toplumcu gerçekçilikte eleştirel gerçekçi öğeler olduğu kadar, romantik öğeler de vardır; buna karşılık çöküş sanatında da birçok gerçekçi öğeler olduğu kadar, romantik öğeler de vardır; buna karşılık çöküş sanatında da birçok gerçekçi öğeler görülür, ama bu onları kendi genel karakterlerinden ayırmaz.

 

Böylesine bir etkileşme hem doğaldır, hem de sanatın tarih içinde gelişmesindeki sürekliliğin özelliklerini bize gösterdiği kadar; sanatın gelişmesindeki göreceliği de bize gösterir.


Thumbnail image

Yayınlandığı Kategori Heykel Kursumuzda Videolar

Heykel Seramik Atölyesi

Thumbnail image

Gerçekçiliğin tarihsel konumunu belirlerken öbür yönelimlerle olan ilişkisini de doğru olarak belirlemek gerektiği gibi, gerçekçi - olmayan yönelimlerin de kendi içlerinde doğru olarak belirlenmesini gerektirir. Söz gelimi, Nedim Gürsel gibi, gerçekçiliği romantisizmden sonra ortaya çıkmış bir akım ve romantisizmi «yazın tarihinde genel bir başkaldırı niteliği taşıyan ilk adım»  olarak görürsek; bir başka deyişle, insanoğlu tarihinde o zamana kadarki en büyük ilerici devrim sayılan Rönesans'ın gerçekçilerini, Orta Çağ feodal düzenine karşı ilk büyük başkaldırı olan Rönesans gerçekçilerini, daha sonra da aristokrasiye karşı devrimi gerçekleştirmiş Aydınlanma'nın gerçekçilerini, örneğin, Diderot'yu, vb. gibi gerçekçileri görmezsek, o zaman, burjuva sanatının ilerici yönünü de görememiş, onu sarece çöküş'le ilintili olarak açıklama düzeyine düşmüş oluruz.

 

Nitekim Almanya'da burjuva devrimi konusundaki düş kırıklığından gelen bir tepki olarak gerçekçiliğe karşı, yani, ondan sonra ortaya çıkmış olan romantisizm de kendi içinde ilerici romantisizm ve gerici romantisizm olarak ikiye ayrılarak değerlendirildiği gibi, yine söz gelişi, Alman dışa-vurumculuğu da, kendi içinde ilerici ve devrimci özellikleriyle farklı yönler gösterir; Rus fütürizmi ile İtalyan fütürüzmi de ilerici ve gerici olmak üzere karşıt yönler göstermiştir.

 

Ne var ki, «gerçekçiliği başlıçalıkla 18. ve 19. yüzyıldaki sanat deneyimleriyle sınırlı tutmuş ve zamanımızın devrimci ve demokratik sanatını açıkça küçümsemiş, kabul etmemiş» olan Lukacs, «onun diyalektik gelişmesini açıklayamamaktan, 'büyük gerçekçilik' kavramına, dünya görüşü ile yaratma arasındaki çelişmeye ve emperyalizm aşamasında sanatın toptan çöküşü görüşüne yanaşmıştır.»  Lukacs'ın bir izleyicisi olan Goldmann da aynı yoldan giderek, Nedim Gürsel'in de bu yolu benimsediği şekilde, modernist sanatı çöküş açısından irdelemeye gitmiştir. Sonuca bakalım.


Thumbnail image

Yayınlandığı Kategori Heykel Kursumuzda Videolar
Sayfa 7 / 8